Basında Taylan Kümeli Makaleleri / Feminen
 
 
  

Geri Dön

GELENEKSEL GÜRCÜ MUTFAĞI

Gürcü mutfağı, Türk damak zevkine aykırı gelmeyen, yakınlıktan dolayı az çok bildiğimiz tatlardan oluşan, içine hafif Rus lezzetini de katan bir mutfak. Gürcü mutfağında ceviz ve mısır çok bol kullanılmaktadır. Geçmişte gürcülerin evlerinin önünde mutlaka “havli” denilen misir, fasulye, patates, lahana vb ürünlerin dikimi ve ekimini yaptiklari bahçeleri vardı. Meyve yetistirmekte gürcülerde çok önemliydi. Kisin ambarlarda bir çok çesit meyveleri ve kuruyemisleri çesitli saklama sekilleriyle saklarlardı. Sebze ağırlıklı bir mutfağa sahip olan Gürcüler, patlıcan, lahana, pancar ve pırasayı mutfaklarında bolca tüketirler. Sofralarının ana yemegini misir ekmegi ve lahana ile yapilan yemekler olusturur. Ekmekler “ketsi” denen tastan bir kabin içinde pisirilir, hatta düğünlerde eskiden dügün sahibi tüm köylüye un verir gelirken ketsi yapip getirmelerini söylerdi. Et olarak beyaz etin tercih edildiği mutfaklarında tavuk ile yapılan yemeklerin özel bir yeri vardır. Öyle ki tavuk etini "baja"da olduğu gibi cevizle ya da cevizli soslar eşliğinde tüketirler. Geleneklerine çok bağlı olan Gürcüler Gürcistanın çeşitli bölgelerine özgü mutfaklarını her zaman korumayı bilmişlerdir. Örneğin Kaheti bölgesinin en önemli özelliği şaraplarıdır. "Kahuri Gyino" adlı şarap ve annenizin yaptığı ekmek anlamına gelen "Kahuri dedas purebi" adlı ekmek, Kaheti kökenli Gürcülerin sofralarında her zaman yer alır. "Pahalı" adını verdikleri mezeler, bu mutfakta önemli bir yere sahiptir ve ıspanak, patlıcan, pancar ile bulundukları yörelere özgü özel otlarla hazırlanır. Çeşitli eğlencelerde veya toplanmalarda ise patates haslanir pekmez ile yenilir. Hiçbir zaman kahvaltısız güne başlamayan Gürcülerin bir çeşit tulum peyniri olan "gudis kveli" kahvaltı sofralarının ana malzemesini oluşturur. Ve kahvaltılarında her zaman çay içmeyi tercih ederler.

Düğün sofraları ise gürcülerde çok önemli bir yere sahiptir. Geleneklerine bağlı olan Gürcüler mutluluğun rengi olan mavi örtüler sererek düğün sofralarını renklendirirler. "Dedispurebi" adı verilen ekmekler ev fırınlarında pişirilir ve parçalanmadan masalara konur. Düğünlerde mutlaka bir çorba bulunur. Yine gürcü kavurmasi, pilav, ayran, gürcüce (cevizli tavuk), komposto bulunur. Tatli ayri bir çesit olarak verilir. Eski dügünlerde tatli olarak mutlaka “hasuta” denilen muhallebi yapılırmış. Kesmaçorba (Süt ve makarna gibi kesilmis hamur ile yapilir) mutlaka yapilirmis. Düğün yemeği; et çeşitleri, balık çeşitleri, mezeler, turşular, soslar, salatalar ve çeşitli yeşilliklerden oluşur. Özellikle dananın sırt bölümünden haşlanarak yapılan yemek, parçalandıktan sonra sıcak olarak tüketilir. Bu etten geriye kalan kemik kısmına ise konukların hatıra olarak imza atması bir başka gelenektir. Bir çeşit peynirli börek olan "haçapuri" ve mısır unundan yapılan "çadi" de bu sofranın diğer geleneksel lezzetlerini oluşturur. Düğün sofralarında şarabın yanı sıra, meşhur maden suları borjomi ve limonata da tüketilen diğer içkilerdir. Kültürlü, güzel söz söyleyen, şarkı bilen ve sözü dinlenen biri konuklar içinden "tamada" olarak seçilir ve tamada genellikle beyaz şarap içilen düğün yemeğinde ilk kadehi Allah ve yeni evliler şerefine kaldırma görevini üstlenir. Düğün yemeği mutlaka meyva ve tatlı ile sonlanır. Gürcülerde bir aileden ölü çıktığı zaman ise o evde üç gün yas tutulur. Cenaze evine komsular üç gün boyunca yemek getirirler. Cenazeye gelen kisileri köylüler evlerinde agirlarlar.

GÜRCÜ USULÜ AYVALI ET

MALZEMESİ
1 kg kuşbaşı dana eti
Yarım kg puli eti
2 adet kuru soğan
1 adet domates
1 kg. ayva
1 kahve fincanı toz şeker
1 çay kaşığı tuz

TARİF
Burada karşımıza değişik bir et çıkıyor: Puli eti. Sığırın kol kısmından alınan, kemiksiz, sinirli ve adeleli bir bölümdür Puli eti. Jöleli, lokumlu bir ettir, daha çok yaşlılara, çocuklara yönelik yemeklerde kullanılır.Önce kuşbaşı etleri ve yine kuşbaşı doğranmış puli etini yemeklik kıydığımız kuru soğanla birlikte pişirelim (1 bardak su koyup). Etler yumuşayıncaya, kabuklarını ve çekirdeklerini temizlediğimiz ayvaları dilimleyerek (elma dilimi şeklinde) tencereye ekleyelim. Rendelediğimiz domatesi, toz şekeri, tuzu ve sıcak suyu da katalım. Ayvalar pişince yemeğimizi sıcak sıcak servis yapalım.

Diyetinizi suçlamayın vücudunuzu dinleyin

Herkesin vücut haritası farklıdır. Örneğin tiroit hormonu ya da demir eksikliği sorununuz varsa, herkeste mucizeler yaratan diyet, sizde hiç işe yaramayabilir

Evrende farklı din, dil, ırk ve kültürden gelen milyarlarca insan yaşamaktadır. Kimi eş, kimi kardeş, kimisi arkadaş ya da akraba... Her biri farklı özellikler taşıyan farklı bireyler... Ancak bizleri ayıran belki de en önemli nokta, "genetik yapımızdır". Nasıl ki parmak izimiz bir başkasınınkinden tamamen farklı ise, vücut haritamız da diğerlerine göre farklılık gösterir.

Dolayısıyla herhangi bir diyet programına başlamadan önce kişinin beslenme hikâyesi dinlenmeli, metabolizmasının durumu, sağlığı, yeme alışkanlıkları ve ailesindeki genetik rahatsızlıklar sorgulanmalıdır. İkinci olarak da belli klinik bulguların üzerinde durulması gerekmektedir. Bu bilgilerden hareketle, sağlıklı kilo kaybı ve kilonun korunmasında büyük ölçüde başarı sağlanabilir. Yani kişiye özel diyet reçetesi bu noktada çok önemlidir. Peki ya bunları ihmal edersek?

Kilo alıp vermemizde, vücudumuzdaki birtakım mekanizmalar önemli rol oynar. Bunların başında kan şekeri dengesi, kan depolarının düzeyi ve hormonal yapı (tiroit hormonunun işlerliği) gelmektedir. Bir kişi sağlıklı besleniyor ve buna rağmen kilo veremiyorsa sözünü ettiğimiz bu dengelerde sorun olabilir. İnsülin direnci, tiroidin iyi çalışmaması, düşük demir, B-12 düzensizliği, vücuttaki ödem, hormonlardaki düzensizliklere bağlı olarak kilo vermek zorlaşabilir.

İŞTE KİLO VERMEYİ ZORLAŞTIRAN SAĞLIK SORUNLARI

İNSÜLİN DİRENCİ

İnsülin, kas ve yağ dokusunda glikozun kullanılmasını artırırken, karaciğerde fazla şeker depolanmasına yol açar. İnsülin direnci, insülin yokluğu demek değildir, vücutta insülin vardır. Hatta normal düzeyin üstünde salgılandığından şişmanlık da görülmektedir. Fakat kas, yağ, karaciğer dokusunda insüline karşı direnç vardır.

MEGALOBLASTİK ANEMİ

B - 12 ve folik asit eksikliğinde oluşan anemidir. B - 12 ve folik asit, DNA gelişmesi için gerekli olan vitamin gruplarıdır. Bunların eksikliğinde DNA gelişimi yeterli olmaz, hücre yapılamaz. Kemik iliğinde alyuvar yapımı etkilenir ve anemiye yol açar. Bu alyuvarların ve bunların öncülleri normalden büyüktür; bunun için bu megalo ismi verilmiştir.

B - 12 sinir sistemi için gerekli bir vitamindir, eksikliğinde sinir sistemiyle ilgili sorunlar da çıkar. B - 12 ve folik asit takviyesiyle tedavi edilir.

DEMİR EKSİKLİĞİ ANEMİSİ

Dünya Sağlık Örgütü'ne (WHO) göre hemoglobin değerinin erkeklerde 14gr / dl, hamile olmayan kadınlarda 12gr / dl'nin altına düşmesi, anemi olarak tanımlanır. Halsizlik, çabuk yorulma, baş ağrısı, baş dönmesi, çarpıntı, nefes darlığı, huzursuzluk anemiye ait genel bulgulardır. Demir eksikliğinde spesifik bulgular, tırnaklarda kolay kırılma, uzunlamasına kabarık çizgiler, düzleşme ve çukurlaşma, dil papillalarında düzleşme, yutma güçlüğü ve gastrik yakınmalardır.

ÖDEM

Ödem, vücutta sıvı birikmesidir. El ve ayaklarda, göz kapaklarında şişme görülür.

Ödem neden oluşur?
1. Böbrek hastalıkları,
2. Karaciğer hastalıkları,
3. Kalp hastalıkları,
4. Hormonal hastalıklar,
5. Damar tıkanıklıkları,
6. Nedeni bilinmeyen ödem: Genellikle genç - orta yaşlı bayanlarda görülür. Gerginlik, fazla kilo, karbonhidrat tüketimi, bol tuzlu diyet gibi nedenler ödeme yol açabilir. Tedavinin ilk şartı tuzu kısıtlamaktır. Doktor kontrolünde alınacak idrar söktürücü ilaçlar da şişlikleri azaltabilir.

HİPOTİROİDİZM

Tiroit bezi boyunda yer alır, yaşamın ilk yılında beynin normal gelişimini sağlamada ve sonrasında gelişme sürecinde önemli rol oynar. Tiroit bezi, beynin enerji düzeyi metabolizmasında rol oynayan Tiroksin adlı bir hormon salgılar. Hipotiroidizm, bu hormonun yetersiz salgılanmasıdır. Tedavisi, L - Tiroksin maddesini içeren tiroid hapı ile yapılır.

Belirtileri nelerdir?
Halsizlik, çabuk yorulma,
Kalp atışlarının yavaşlaması,
Ses kalınlaşması, kısık sesle konuşma,
Kabızlık,
Terleme azlığı,
Guatr,
Adet düzensizliği,
Kas krampları.

POLİKİSTİK OVER SENDROMU

En sık 30 yaş altı kadınlarda görülen ve âdet düzensizliği, kısırlık, kıllanma, şişmanlık, kan şekeri düzensizlikleri ile yumurtalıklarda çok sayıda küçük kistler ile tanımlanmış bir hastalıktır. Hastaların yüzde 40'ı şişmandır. Genetik faktörlerin rol oynadığı hastalığın temelinde hipofiz bezinden salgılanan LH ve FSH hormonlarının anormal şekilde salınması yatar. Bu dengesizlik sonucu her ay yumurtlama olmaz. Polikistik over hastalığı, üreme çağındaki kadınların yüzde 3-10'unu etkileyen bir sorundur. Yüksek östrojen düzeylerine bağlı olarak rahim kanseri riski oluşturabilir.

Haftanın bilgileri

Kahvaltıyı sakın atlamayın

Kahvaltı yapmadan güne başladığınızda, kolesterol seviyenizin yükselmesine zemin hazırlarsınız. Kahvaltıyı atladığınızda, ayrıca kan şekerinizin dengesi bozulacağından gün içersinde daha fazla kalori almaya eğilimli olursunuz, böylece kilo artışınız hızlanır.

Yeşil çay insülini de dengeliyor

Yeşil çay, içindeki EGCG (Epigallokateşin Gallat) adı verilen kimyasal madde sayesinde kanser hücrelerinin gelişmesini önlüyor. Ayrıca bu maddenin vücutta insülin dengeliyici özelliği bulunmaktadır.

Kansere karşı zeytinyağı

Zeytinyağında bulunan oleik asidin, meme kanseri tetikleyicilerinden olan bir genin harekete geçmesini engellediği ortaya çıktı.


Kaynak:  Feminen

< Geri Dön  

©2014 Taylan Kümeli