Diyabetik Nefropati

Diyabetik Nefropati

Böbreklerimiz, omurganın her iki yanında, karın boşluğu içerisinde ve bel bölgesinin biraz üzerinde yeralmaktadır. Böbrekler, kandaki artık maddeleri süzmede, kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olmada ve vücuttaki tuz ve su dengesini düzenlemede görevlerini yerine getiremez duruma gelince böbrek yetersizliği oluşur. Kan böbreklerden geçerken süzülerek içindeki artıklar ayrılır ve vücuttan atılmak üzere mesaneye gönderilir. Böbrek işlevi bozulduğunda, akut (hızlı gelişen) ya da kronik (yavaş gelişen) böbrek yetersizliği oluşabilir. Akut böbrek yetersizliğinde, olayın ardındaki neden saptanarak ve başarılı bir tedavi uygulamasıyla , böbrek işlevleri normale dönebilmektedir. Kronik böbrek yetmezliği ise böbrekleri yavaşça bozan ilerleyici bir hastalıktır. Bu durum yıllar boyunca sürebilir ve hastalık çok ilerleyene kadar da belirtiler görülmeyebilmektedir. Böbrek yetmezliğinde görülen belirtiler; gece idrara çıkma, halsizlik, çarpıntı, idrar miktarında azalma, el ve ayaklarda şişliklerdir.

Böbrek yetersizliği oluşmasına neden olan çok sayıda rahatsızlık vardır. En çok sebep olanlar arasında; Diyabet (şeker hastalığı), Glomerülonefritler, ailesel hastalıklar (polikistik böbrek hastalığı vb.),hipertansiyon, amiloidoz ve idrar yollarında tıkanma gelmektedir.

Diyabetik Nefropati

Diyabetik böbrek hastalığında, kılcal damar yumakları kanı tam olarak temizleyememekte ve/veya geçirgenlikleri arttığı için damar içinde kalması gereken bazı maddelerin idrar yoluna kaçmasına neden olmaktadırlar.

Diyabetik Nefropatinin Aşamaları

1- Aşırı süzme (hiperfiltrasyon)
2- İdrarda düşük miktarda albumin (mikroalbuminüri)
3- Nefrotik sendrom
4- Son dönem böbrek yetmezliği.

1- Aşırı süzme (hiperfiltrasyon)

Bu evrede hiçbir belirti yoktur. Böbreklerin çok çalışıp zararlı maddelerin tamamını vücuttan attığı dönemdir. Diyabetin erken döneminde bu aşırı süzmeye Tip 1 diyabetlilerin %70'inde, Tip 2 diyabetlilerin %33'ünde rastlanır, ancak bunların %50'sinden azında böbrek yetmezliği gelişmektedir. Bu kişilerin böbrekleri normalden büyümüştür ve doktorunuzun isteyeceği 24 saatlik idrarda "kreatinin klirens" böbreklerinizin çalışma derecesini gösterecektir. Bu durum etkili bir diyabet kontrolü sağlanarak geri döndürülebilir.

2-İdrarda düşük miktarda albümin (mikroalbüminüri)

Bu evrede idrarla atılan albümin miktarı artmıştır. Mikroalbuminüri, albümin adı verilen düşük molekül ağırlığına sahip proteinin idrarda tespit edilmesi durumudur. İdrar albümin miktarı sağlıklı bir insanda yaklaşık 20 mg/gün'dür. Bu miktarın günde 30-300 mg. düzeyinde olması mikroalbüminüri durumudur. Mikroalbüminüri klinik nefropati ortaya çıkmadan önce saptanan en önemli bulgudur. Alınacak koruyucu önlemler arasında kan basıncının düzenlenmesi, kan şekerinin kontrol altına alınması, tuz kısıtlaması ve diyetteki proteinin ayarlanmasıdır.

3-Nefrotik sendrom

Bu evrede idrarla albümin atımı 24 saatte 300 mg'dan fazladır. İdrarla fazla miktarda albümin kaybedilmesi ile kandaki albümin miktarı düşmeye başlar. Bu da kanın suyu damar içinde tutmasını engelleyerek ve vücuttaki su dokularda birikerek 'ödem' oluşmasına neden olur. Bu aşamadaki hastaların çoğunda hipertansiyon görülmektedir.

Düşük proteinli beslenme böbrek fonksiyonlarının bozulma hızını yavaşlattığından, bu evrede sağlıklı bir beslenme planı ile böbrek fonksiyonlarının büyük oranda korunması sağlanabilir.

4-Son dönem böbrek yetmezliği

Böbreklerin artık hiç süzmediği bu dönemde böbrek kandan toksin maddeleri ve atıkları temizleyemez, albüminin idrarla atılımını engelleyemez ve kanda üre düzeyi ve kreatinin düzeyi yüksek seyreder. Diyaliz tedavisi veya böbrek nakli yapılması gerekir.

Diyabet rahatsızlığı kontrol altına alınmadıkça, diyabetik nefropati riski de artmaktadır. Özellikle diyabetin kötü kontrolü, hipertansiyon, kan yağlarının yüksekliği, sık geçirilen idrar yolu enfeksiyonları, sigara ve ailesinde diyabetik nefropati olan bireyler risk altındadır.

Diyabetik Nefropatide Tedavi

• Kan şekeri kontrolünün sağlanması: Normal seviyelere yakın sıkı glisemik kontrolün sağlanması ile albümin atılımını azalttığı ve klinik nefropatiye gidişi önlediği bir çok çalışma ile gösterilmiş.
• Kan basıncının kontrol altında tutulması, hipertansiyon varsa tedavi edilmesi ve tuz kısıtlamasının ayarlanması.
• İdrar yolu enfeksiyonlarının zamanında tedavi edilmesi
• Diyet programının düzenlenmesi ve protein alımının kısıtlanması (protein 0.8-1.0 g/kg/gün alınması)
• Hiperlipidemi tedavisi: Kan yağlarının normal aralık değerlerinde tutulması, kolesterol ve yağdan fakir diyet programının uygulanması
• Kilo kaybı ve egzersiz.

E-Bültenimize Abone Olun
Top